isimsiz şiirler

bir ıslak rüzgar eser şimdi
seher yeli seyreltir kötülüğümü
yeşertir içimdeki 
bakir bozkır kötücüllüğünü
bu duyduğum gececil kuşların mı ötüşü? 
olanca aydınlığa rağmen 
yahut bu esen rüzgar mı üşütür
yoksa gözlerin mi göğsümü? 

adını koymadığım şiirlerim var benim
öksüz bıraktığım evlatlarım
anamın yetimliği gibi
gariban düş kırıklıklarım


şimdi ürkek bir sestir yalnızlığım
her sabah boynu bükük 
ne kanat çırpar kuşlar gibi
ne de gece gibi örter üzerimi 
ben eğilip kendi varlığımdan 
bir kimlik veriyorum o’na
o’nunla varoluyorum 
ve 
o’nu benliğimle var ediyorum

27.08.2024 saat 08.16

Şiir içinde yayınlandı

kendinden uzak, ötekinden uzak

bu varoluşçular cidden keyifçi insanlar. fakat bu kadar keyifçi olabilmek için hakikaten hayatın olumsuz yönlerini de görebilmek lazım. çok fazla olumluya odaklanarak ondan alacağımız keyfi yalan ediyoruz. biraz önce ferhat jak içöz’ün kendin olmanın dayanılmaz hafifliği kitabında aşk ile alakalı kısımları okuyorum. bölümün sonunda şu an başlıktaki cümle vardı. cümleyi okur okumaz hemen aklıma ismet özel’in bir dizesi geldi.

uzak nedir?
kendimin bile ücrasında olan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

bu dizeler üzerine düşünürken aslında hep benmerkezli düşünüyordum ama kişinin kendine kendine ne kadar yakın olursa ötekine de o kadar yakın olabileceği düşüncesi bana toplumla olan bağlarımız üzerine de düşündürmeye başladı.

cehennem ötekidir der sartre. şu an ki çağrıya göre kesinlikle doğru bir ifade. he ifadenin doğruluğunu onayacak makam da zaten ben değilim. var olmak için hep ötekiye ihtiyaç duyuyoruz ama ötekiyle kurduğumuz bağı da günün sonunda kendimizle kurduğumuz bağ belirliyor.

kendinin ücrasında olmak şu an bana biraz da maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde en alt basamakta bile olamamak gibi hissettiriyor. ne oluyor da biz kendimizin ücrasında oluyoruz? kendimizin bile ücrasında olacak kadar nasıl yabancılaşıyoruz bu hayata?

sende olmayanı sana veremem

terapide aslında danışanların bir çoğu onlar için yepisyeni yorumlar yapmamı istiyorlar ama her zaman söylediğim gibi ben sadece sizin bana verdiğinizi size geri veriyorum. bu bazen 10 hafta sonra oluyor bazen 10 dakika sonra. bazen danışanın söylediği cümleyi anında tekrar ediyorum ve bu cümleyi duyuyor olmak bile aslında onun için çok etkili oluyor.

e tabi sosyal medya terapiyi öyle bir noktaya getiriyor ki sanki yeni yorumların yapıldığı, insanların hayatlarının değiştirildiği. hayır, biz kimsenin hayatını değiştiremeyiz. sen kendi hayatını değiştirmek için çaba harcarsın biz de o çaba sürecinde sana rehberlik ederiz.