Çok güzel kitaplar okuyorum ve bu okumak tıpkı eski günlerdeki gibi. O kitabın dünyasına doğrudan ışınlanmak gibi. Acelem yok, her şeyi sakince yapıyorum. Koşturmuyorum -yani mümkün mertebe- ve her şey olduğu gibi oluyor. Yazı yazabiliyorum, roman yolunda gidiyor. Belki daha önce, daha hızlı bitebilirdi ama zamanından önce öten horozun başına ne geldiğini hepimiz biliyoruz. Seanslarım var ve bunlardan keyif alıyorum. Etrafımdaki insanlarla kurmak istediğim iletişimi kurabiliyorum. Yaşamak bu değil mi işte?
Yani yaşam bu kadar değil mi? Ne bekliyorum ki zaten başka hayattan? Yanlış anlaşılmasın, hepimizin her zaman beklediği şeyler var ama ben bugün sahip olduklarımdan çok keyif alıyorum. Beklediğim şeyler, bugünümden aldığım keyfin içine limon sıkmıyor. Nazım Hikmet’in de dediği gibi: fevkalade memnunum dünyaya geldiğime.