bu hayatı niçin yaşıyorsun?

Bazı sorular vardır ki cevaplarının aslında hiçbir önemi yoktur. Önemli olan o soruyu duymamız yahut kendimize sorabilmemizdir. Bugün verdiğimiz cevap yarın çabucak değişebilir. Bunda bir beis yok. Aksine zaten verdiğimiz cevaplar değişmelidir de. İşte “bu hayatı niçin yaşıyorsun?” sorusu da tam olarak böyle bir soru.

Belki de bu soruya verdiğimiz cevabın içeriğinden daha çok cevap verebilmek önemlidir. Sanki bu hayatı yaşamak için hep bir amacımız olmalı gibi. Peki bu amaç nasıl bir amaç? Benim bu soruya verdiğim, belki de senelerdir değişmeyen, bir cevap var. Bu hayatı keyif almak için yaşıyorum. Mutluluk fetişisti gibi değil, yaşadığım anın tadını çıkararak keyif almak istiyorum. Belki sapıkça gelecek ama bazen beni bir şeylerin kahrediyor olması da bana keyif versin istiyorum. İyi de Çağrı bu nasıl olacak?

Bu sorunun cevapları çok kişisel olur diye düşünüyorum ama benim için cevap daha çok Nietzche’nin Amor Fati kavramında saklı. Kadere aşık olmak, onu sevmek ve belki de kabullenmek. Bu kavram hakkında daha detaylı konuşuruz ama kaderime sahip çıkabilmek, onu sevebilmek için kaderimi oluşturan seçimlerin ben tarafından yapılan otantik seçimler olması gerekir gibi geliyor bana.

Tüm bunları bir kenara bırakırsak bu soruya geçtiğimiz günlerde bir danışanımın verdiği cevap çok hoşuma gitti. “Bu hayatı dibini sıyırmak için yaşıyorum” dedi. Sonra dibini sıyırmanın ne olduğunu anlattı. Hani bir masa etrafında sevdiğin insanlar toplanmıştır, gün ha battı ha batacaktır. Güzel bir yemeğin ardından hafif serin rüzgar masayı dolaşırken sohbetin en keyifli anında hissettiğimiz o tad vardır ya. İşte böyle, devasa olmak zorunda değil sevdiğimiz insanlarla sevdiğimiz şeyleri yaptığımız, anların tadını çıkarmak, dibini sıyırmak için yaşıyormuş.

Hangimiz dibini sıyırmaktan keyif almayız ki? Bazen bir araba yolculuğunda, bazen bir sahil kenarında bazen de keşmekeşin içerisinde bir kafede. İnsan dibini sıyırmak istediğinde bu hayatı yaşamak için büyük şeylere ihtiyacı olmadığını anlıyor.

Günün sonunda bizler, kocaman dünya tarihinde biraz soluklanıp gideceğiz. Keyifle ve esenlikle.

Yorum bırakın